Keşfet > Çay ve Sinema

Gelelim Türk sinemasına… Çayı gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası olduğu, pek çok vatandaş tarafından ‘zincirleme’ tüketildiği bir memleketin filmlerinde, çay içeren sayısız mizansen var elbette. Diğer ülke sinemalarından farklı olarak, birçok kez de, ince belli bardaklarda şekeri karıştıran kaşıkların sesi eşliğinde geliyor akla bu sahneler. Zeki Demirkubuz’un hemen her filminde (“Masumiyet”, “Yazgı”…), bol bol çaylar içilir. Ancak özellikle “Bekleme Odası”nda (2003), anlatının en belirgin unsurlarından biridir çay. Bu otobiyografik filmde Demirkubuz’un bizzat canlandırdığı Ahmet, kendisi gün boyu çayı içtiği gibi, evinde ağırladığı farklı kadınlara da habire çay ikram eder.

Filmde Çay İçmek…

Filmde ‘bir çayı içmek’, hem flört hem de can sıkıntısını giderme aracıdır ve neredeyse bağımlılık düzeyinde çıkar karşımıza. Semih Kaplanoğlu’nun yönettiği, Neşat İşler’in başrolünde oynadığı “Yumurta”da (2007) da, çaylar sıkıntılı bir varoluşun eşlikçisidir. Bu son derece sessiz filmde, cam bardağa vuran kaşığın sesi adeta kahramanın yaralı ruhundaki boşlukta yankılanır. Zeki Ökten’in yönettiği, Umur Bugay’ın senaryosunu yazdığı Kemal Sunal filmi “Yoksul”da (1986) ise, çayın iş hayatındaki konumunun detaylı bir tasviri vardır. Sunal’ın canlandırdığı Yoksul karakteri, büyük bir iş hanında çaycı olarak çalışır ve film boyu çay siparişlerinin ardı arkası kesilmez. Ocakta unutulan çaydanlığın yanmasına varıncaya dek, çay kültürüyle ilgili pek çok detay vardır filmde.

Yeşilçam’dan efsanevi bir çay sahnesiyle tamamlayalım listemizi. Yine Zeki Ökten’in imzasını taşıyan komedi “Ne Umduk Ne Bulduk”da (1976), Adile Naşit ile Gülşen Bubikoğlu’nun canlandırdığı yoksul ana-kız, zengin çevrelerde yer edinebilme umuduyla dönemin popüler mekanı Hilton Oteli’nde çaylarını içmeye gitmişlerdir. Ortamın müthiş lüksüne rağmen, Adile Naşit hiç memnun kalmamıştır hizmetten. Garsona söylenir, ve bu esnada Türk çayının geleneğini de özetlemiş olur:

–              Oğlum, ince belli billur bardaklarınız yok mu? Çayın tavşan kanı rengini gözümle görmek isterim.

–              Özür dilerim, yalnız porselen takımlarla servis yapabiliyoruz.

–              Söyle patronuna, benim için özel bir takım bulundursun.

–              Emredersiniz hanımefendi!