Oolong Çayı Nedir?

Oolong Çayı Nedir?

Oolong çayı, yeşil çay ve siyah çay arasında bir yere düşer. Bir oolong çayı yapmak için, [göreceli olarak] Camellia sinensis bitkilerinin olgun yaprakları kısmi oksidasyona tabi tutulur. Oksidasyon derecesi, üretilen oolong çayı ve stile bağlı olarak %10 ile %80 arasında değişir. Kısa bir süre okside olan Oolonglar, yeşil çayı andırırken, %50’den fazla okside olan oollongler, aroma profillerine göre siyah çaya tat olarak daha yakındır.

Çay üreticileri oolong çayı yapmak için daha olgun yaprakları kullanma eğilimindedirler. Bu tür yapraklar, daha hoş tatlar ve daha az tanen ihtiva etme eğilimindedir ve hafif oksidasyon süreci yaprağın tatlarını ortaya çıkarmak için yeterlidir. Bununla birlikte, bir oolong yapmanın genel süreci son derece karmaşık, emek-yoğun ve zaman alıcıdır. Her adım yakından izlenir ve kontrol edilir. Çoğunlukla, bir oolong çayı yapımında atılan adımlar, arzu edilen morarma miktarından ve yaprakların kahverengileşmesinden önce defalarca tekrarlanır.

Oolong’un farklı çeşitleri olsa da, tüm oolonglar iki farklı stilden biri olarak kategorize edilir. Bunlar küçük, sarma kıvrılmış oolonglar ve uzun şerit tarzı kıvırcık oolonglardır. İkincisi, daha geleneksel ve daha yaygın olarak üretilen oolong çayıdır.

En iyi oolong çaylarından bazıları Çin’in yanı sıra Tayvan’daki Wuyi Dağları’nda üretilmektedir. Japonya, Hindistan ve Nepal gibi dünyanın diğer çay yetiştirme bölgeleri kısa süre önce yerel çay çeşitlerini kullanarak kendi sınıfları olan oolong çaylarını üretmeye başladılar.

Oolong Çay Tarihi

Beyaz çay gibi, ilk oolong çayın ne zaman yapıldığını belirleyebilecek resmi kayıtlar yoktur. Ancak, popüler folklor, oolong çayın kökenini ve tarihini Çin’in Qing Hanedanlığı’ndan mütevazi bir çay üreticisine atfeder. Efsaneye göre Qing Hanedanlığı zamanında bir gün bir çay üreticisinin dikkati bir geyik tarafından dağıtıldı ve o gün üretici yapraklarını işlemeyi unuttu. Bunun sonucu olarak yapraklar solmaya ve doğal olarak okside olmaya başladı.

Bu yaprakların boşa gitmesine izin vermek yerine, onları yine de işlemeye karar vermişti, ama daha çok kahverengi dönmeye başladıkları için, onları daha fazla oksidasyona tabi tuttular. Elde edilen çayın tadı siyah bir çayınkine benziyordu, ama o acı ve sert tat yoktu. Daha pürüzsüz, daha tatlı ve kokulu özellikleri vardı. Çok beğendiği bu çayı sonradan adlandırdı ve Wu Long (Oolong çayı) yaratıldı.

Bir başka teori ise Oolong çayının kökenini Tang hanedanlığına ve o zamandan bu yana imparatora adanan çayların içinde kabul eder. Tribute çayı (Beiyuan çayı olarak adlandırılır) tipik olarak anka kuşu veya ejderanın bir mührü ile damgalanmış bir çay tuğlası (Çay tuğlası, siyah çay, bitki çayları ve mayalanmamış çayların preslenmesiyle oluşturulan bloktur. Özellikle Ming Hanedanı zamanında Çin’de çayın en yaygın üretim ve saklama şeklidir) şeklinde sunulur. Tuğla çaylar kavramı modası geçince, tuğla haline getirilen çaylar artık tuğla yerine normal şekliyle satılmaya başlandı. Bu gelişme artık bir oolong çayı için uygun bir demlenme imkanı sağladı. Bambu sepetinde doğal olarak okside olan ve küçük bukleler halinde yuvarlanmış çaylar bir fırında pişirilmişlerdi. Uygun demleme yöntemi ile dikkat çeken lezzetiyle oolong çayı ortaya çıkmış oldu. Günümüzde içiminin verdiği keyif sayesinde dikkat çeken oolong çayı bir tutku ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

The way of tea